YuvarlakDünya

Yuvarlak Dünya, ne kadar yuvarlak birde bizim açımızdan bakın

Genel

15 Mayıs 2010 not’u ve/veya TATLI SERT?!

15 Mayıs 2010 not’u ve/veya TATLI SERT?!“Herkes değişimin olanaksız olduğunu düşünüyordu. Bir şey bilmeyen, budala görünümlü bir ‘çılgın’ çıkageldi. Şaşmayın, değişimi onlar gerçekleştirdi!”Çin atasözü…DURUMHaber şu:Ortodoks Camiası’nda ayrılık: Rus Ortodoks Kilisesi Fener Rum Patrikhanesi ile ilişkileri dondurduRus Ortodoks Kilisesi, Ukrayna Kilisesi’nin bağımsızlığına yeşil ışık yakan İstanbul Fener Rum Patrikhanesi’yle olan ilişkilerini dondurdu.Rus Ortodoks Kilisesi Meclisi (Synod) Cuma günü yaptığı toplantıyla Ukrayna Kilisesi’nin bağımsızlığını gündeme alan İstanbul Fener Rum Patrikhanesi’ne verilecek cevabı ele aldı. Toplantının ardından konuşan Rus Ortodoks Kilisesi Sözcüsü Vladimir Legoida, Fener Rum Patrikhanesi tarafından yönetilen veya temsil edilen hiçbir etkinliğe katılmama kararı aldıklarını açıkladı.Synod: Anlaşılacağı dille ‘diplomatik ilişkileri sonlandırdık’Kiliselerinde ibadet esnasında Fener Rum Patrikhanesi’nin isminin anılmamasının da karara bağlandığını açıklayan Legoida, “Bu ilişkilerde tam bir bozulma, seküler hayattan örnek verecek olursak, diplomatik ilişkilerin sonlanması” dedi.Bu karara göre Synod, Fener Rum Patrikhanesi ile eş yürütülen tüm yapılarda, çalışmalarda ve organizasyonlarda temsilciliklerini askıya alacak. Ayrıca Legoid sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Anma törenleri ve benzeri hiçbir seremonide de Patrik I. Bartolomeo’nun merasimlerine iştirak edilmeyecektir” denildi.Rusya: Biz karışamayızBu gelişmelere ilişkin Kremlin’den yapılan açıklamada ise konunun yakından takip edildiği, Ortodoks camiasında her tür ayrılıklara karşı olunduğu ancak Rus devletinin kilisenin işlerine karışmayacağı bildirildi. şu:İsrail / İran makası?!Nüans?!Tatlı Sert?! DURUM ANALİZTatlı Sert?!Başbakan Erdoğan’ın “Çöken Atina”nın önünde, Türkiye’nin “milli menfaatleri”ni paspas ettiği ve/veya yine sadece karşı tarafın kazandığı olaylı Yunanistan gezisi bağlamında birkaç izlenim notu…Öncelikle…Sıcak gündemden birkaç enstantane:——————–RAP… RAP… RAP…——————–NSA, AKP’yi gözetliyor! “İran” derse, ABD, Türkiye’yi karıştırır, iddiası! Şiddet artacak! Ekümenik sıfatı beni rahatsız etmez! aradı, Erdoğan İran’a gitmiyor! Rusya’da “face/yüz kontrol”! Cihaner: “Bakan Çiçek aradı, Çiçek Aradı, Cezaevleri Dolu ‘İsmailağa’cıları Bırakalım, dedi!” F-SÜİAD mı oluyor? “Latin Amerika”ya benzemez! Sert: “İklim bombası”! RAP… RAP…——————–TÜRK’ÜN “DENİZ”DEKİ “ASLAN”LARI ADRİYATİK’TE RAP… RAP…——————–TAYYİP “PATRİKHANE”NİN FEDAİSİ?!Erdoğan’ın Yunanistan gezisinin neticesi ortada!Batmış Yunanistan’ı Türk Milleti’nin sırtından ayağa kaldırmak için suyu bulandırma operasyonu yapıyor.Öte yandan…Erdoğan, “Ekümenik sıfatı beni rahatsız etmez” diyor.Neden?!Niçin?!Niye?!Bu sorulara cevap olabilecek birkaç haber, yorum, söyleşi, düşünce kırıntısı!Aynen yansıtıyorum:——————–RAP… RAP… RAP…——————–MED-CEZİR / “EKSEN” KAYDIRAN AKP’NİN “A, B, C” (!) PLANLARI YA DA “GİZLİ (!) PROTOKOL”ÜN “GİZLİ PROTOKOL”Ü VEYAHUT MÜ’MİN KARDEŞİNİN KUYUSUNU KAZAN KİMSE, KAZDIĞI KUYUYA ER GEÇ KENDİ DÜŞER?! RAP… RAP…——————–PROF. İNALCIK, BARTHOLOMEOS’UN İDDİALARINI YANITLADI, YÖNETİCİLERİN DİKKATİNİ ÇEKTİEkümeniklik uyarısıİDDİALARA YANIT: Osmanlı devrinde Patrikhane’nin sınırlar ötesindeki Ortodokslar üzerinde hiçbir otoritesi yoktu, Ortodoks dünyasının temsilcisi değildi. Patrik, padişahın bir beratıyla tayin edilmiş bir din adamıydı.YÖNETİCİLERE UYARI: Lozan’daki statüyü değiştirme yolunda oldubittiler var. Türkiye açısından Patrikhane’nin statüsü Lozan’da belirlenmiştir. Kiliseler aralarında halledip gelse dahi biz Lozan’ı önlerine koymak durumundayızUTKU ÇAKIRÖZER AnkaraYunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis’in ziyaretinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ortodoks dünyasının iç işi” ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın “Tabu görmemek lazım” sözleriyle gündeme gelen Fener Rum Patrikhanesi’nin “ekümeniklik” statüsünün tanınması talebi konusunda tarihçi Prof. Halil İnalcık, “Onlar aralarında halledip gelse dahi biz Lozan’ı önlerine koymalıyız. Hükümetlerin görevi Lozan’daki statüyü deldirmemektir” dedi.Patrikhanenin bir takım oldu bittilerle ekümeniklik iddiasını “fiilen gerçekleştirme yolunda olduğuna” dikkat çeken İnalcık, Milliyet’in sorularını şöyle yanıtladı:’Patrik bir memurdu’Ekümeniklik iddialarını tarihsel olarak değerlendirir misiniz?Patrik Bartholomeos’un “patrikhanenin Bizans döneminden beri kesintisiz devam ettiği ve Bizans döneminden gelen Ortodoks hakları üzerindeki evrensellik iddiasını hâlâ sürdürdüğü” iddiası tarihi verilere tamamıyla aykırıdır.Birincisi Osmanlı devrinde Patrikhane’nin sınırlar ötesindeki Ortodokslar üzerinde otoritesi yoktu. Balkanlar’da Sırp Patriği, Ohri’da başka patrik, Rusya’da bağımsız patrik vardı. İkincisi, Patrikhane Ortodoks dünyasını temsil eden makam değildi. Padişahın bir beratıyla tayin edilmiş bir din adamıydı ve devlet içinde memur durumundaydı. Sadece dini meselelerde, rahip atamala rı gibi gibi hususlarda otoritesi vardı. Rum halkı üzerinde idari, siyasi her türlü otorite Sultan’a aitti.Türkiye’nin kurucu anlaşması Lozan’daki statü nasıldı?Türk heyeti, patrikhanenin İstanbul’u terk etmesi için direndi, ancak kabul ettiremedi. Batı’nın ısrarıyla “İstanbul’daki Rumların dini işlerini temsil edecek bir dini otorite olarak kalması koşuluyla” patrikliğin kalmasına izin verildi. Metropolitler meclisinin seçtiği patriği İstanbul Valisi tasdik edecekti. Yani İstanbul’a mahsus bir müessesedir.Ekümeniklik tezine uluslarası destek nereden geliyor?Yunanlı uzmanların (Theodore Papadopoulos, “Orthodox Church and Civil Authority” ve Metropolit Konstantinides “The Ecumenical Patriarchate”) yazılarında Patrikhane’nin bazı oldubittilerle Lozan’daki statüsünü nasıl değiştirdiği anlatılır. Türk hükümetlerinin de göz yumması sonucu Lozan’daki statüyü değiştirme yolunda şu oldubittileri gerçekleştirdiler:- Patriklerin Türk vatandaşı olma şartının, ABD vatandaşı Athenagoras’ın seçiminde aranmamasına DP hükümetince göz yumuldu.- Patriğin, siyasetçileri tebrik, ziyaret etme girişimlerine tavır konmadı. Gül’ün Cumhurbaşkanlığı’na seçilişinde Patrik Bartholomeos’un tebriki ve görüşme girişiminde başarılı olması, bu oldu, bittilerin yerleşik hale geldiğini kanıtlıyor.- Türkiye’yi ziyaret eden yabancı liderlerin patriki ziyareti vazgeçilmez bir protokol haline döndü.- Patrik seçimini yapan metropolitlerin Türk vatandaşı olma zorunluluğu da ortadan kalktı.Dolayısıyla patrik bugün evrensel statüyü fiilen gerçekleştirme yolunda görünmekte.’Lozan, Türkiye’nin temeli’Başbakan Erdoğan’ın ‘Hıristiyanların iç işi’ değerlendirmesini nasıl yorumluyorsunuz?Yunanlı konuk karşısında nezaketen diplomatik tavır takınıp talepleri somut söz yerine ileriye bıraktıklarını anlıyorum. Bu, kiliselerin kendi aralarındaki meseledir ama Türkiye açısından Patrikhane’nin statüsü Lozan’da belirlenmiştir. Aralarında halledip gelse dahi biz Lozan’ı önlerine koymak durumundayız. Lozan’da tespit edilen temel prensibe aykırı taleple gelirlerse tabii ki reddedilecektir.Babacan da “Uzun vadede bunları tabu olarak görmemeliyiz” dedi?Türk hükümetleri Lozan’ın delinmesini amaçlayan her hareket karşısında olmalıdır. Patrik’in Yunan destekli iddialarını kabullenirsek Lozan delinmiş olur.’Hayallerinde İstanbul var’Yunanistan neden sahipleniyor bu meseleyi?Yunanlılar, AB’nin de gücünü kullanarak İstanbul’da Ortodoks dünyasını temsil eden bir makam yaratmak istiyor. Patriklik ve Yunan hükümeti “Megali İdea”nın gerçekleşmesi için işbirliği yapıyor. 18. asırdan beri bütün Yunanlıların gönlünde yatan emel İstanbul’da Yunan hakimiyetini yeniden kurmak, Kıbrıs’ta, Pontus’ta Batı Anadolu’da Bizans’ı ihya etmektir. Her Yunan bu inançla yaşar.Yunan makamları, patrikhane için “Türkiye’nin büyükelçisi” tanımını yapıyor?Ekümeniklik kabul edilirse Türkiye’nin değil Yunanistan’ın gelecekteki planlarını en iyi temsil eden kişi olur. Türkiye’nin elçisi ise Kıbrıs ve Ege sorunlarında Yunanistan’a karşı neden Türkiye’ye destek olmuyor? RAP… RAP…——————–Tarihi ziyaretin ardından!Yorgo KırbakiBiraz arşive baktım da, dört yıl içinde birkaç kez ertelenmesini “başka bahara kaldı” ifadesiyle bildirdiğim Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis’in, nihayet geçen hafta gerçekleşen tarihi Ankara ziyaretini izleyen biz gazetecilerin, azıcık çuvalladığını itiraf etmek zor da olsa gerçek.Bunun nedeni de, ilk günkü Erdoğan-Karamanlis görüşmesinde “perde arkası” için ne Türk ne de Yunan tarafının hiçbir şey sızdırmamasıydı.Enformasyon açısından aralık ayında Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın Atina ziyaretinden tamamen farklı bir taktik izlendi. Dolayısıyla, iki başbakanın resmi açıklamaları dışında elimizde başka bir malzeme yoktu.Erdoğan ev sahibi olarak tek kelimeyle mükemmeldi. Yunanistan’da hálá kıyametin koptuğu “metres skandalı” yüzünden zaten kulağı Atina’da olan dostu Karamanlis’i zor durumda bırakabilecek tek bir kelime bile söylemedi. Örnek mi? Batı Trakya’daki Türklerden bahsederken “orada” ya da daha sonra İstanbul’da da olduğu gibi “soydaşlarımız” dedi.Ankara’daki görüşmenin gecesi, akşam yemeğinden sonra Yunan hükümetinin üst düzey bir yetkilisi şunları söyledi:1. Erdoğan’ın patrikhane hakkındaki (Patrikhane Ortodoks Hıristiyanların sorunudur) sözlerini not ettik. Böyle bir şey ilk kez söyleniyor.2. Erdoğan’ın “casus belli” (TBMM’nin Yunanistan’ın karasularını genişletmesi halinde bunu savaş sebebi sayacağına ilişkin kararı ile ilgili) sözleri önemli.3. Erdoğan’ın Kıbrıs için “Annan planı devre dışıdır” cümlesini de ilk kez duyduk.4. Erdoğan’ın taktığı kravatın renkleri (mavi, beyaz, kırmızı) dikkatimizden kaçmadı.Perşembe günkü “enformasyon sıkıntısı”, iki başbakanın bir gün sonra İstanbul’da Feriye lokantasında eşleri ile birlikte yedikleri ve üç saat süren akşam yemeğinde az da olsa giderildi.Erdoğan ile Karamanlis’in birbirlerine bazı sözler verdiklerini öğrendik. Bunların arasında, zaman baskısı altında olmadan, kamuoylarının tepkisini çekmeden karşılıklı jestler yapmaya, hatta gerekirse geri adımlar atmaya ilişkin mutabakata vardıkları da vardı.Velhasıl, Karamanlis’in Ankara ziyaretinin perde arkasını, günler sonra Hüriyet’te Ertuğrul Özkök’ten okuduk. Yunan Dışişleri bakanlığı Sözcüsü Yorgo Kumuçakos, genel yayın yönetmenimizin “Anladığım kadarıyla, Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun açılması konusunda belli bir noktaya gelinmiş. Türk hükümeti okulun açılacağı yolunda Karamanlis’e söz vermiş. Bunun karşılığında da Karmanlis’ten, Yunanistan’daki Türklere dernek kurma hakkının verilmesi istenmiş” sözlerine “Gazetelerde, Türk gazetelerinde yayınlananlar için yorum yapmam. Benim işim resmi açıklamalar hakkında görüş belirtmektir” dedi.İki başbakan ilişkilerde yeni bir sayfa açtıklarının işaretini vermişlerdi de Ankara’da, bunun içeriği hakkında belirsizlik vardı. Şimdi taşlar sanki daha bir yerine oturuyor.İyimser olmamak için bir neden yok. Hatta önümüzdeki 10 ay içinde (bu süre tesadüf değil) bugünkünden bambaşka bir manzara ile karşılaşabiliriz.Yunanlılar dini liderlerini kaybettiYunanistan, yakın tarihinin en medyatik, en tartışmalı, en renkli dini liderini kaybetti. Yunanistan kilisesinin lideri, Atina Başpiskoposu Hristodulos, kanser hastalığına yenildi.1998 yılında başpiskopos seçildiğinden bu yana Türkiye ve Türklere karşı söyledikleri ile Türk medyasını da sık sık meşgul eden Hristodulos’un, Patrik Bartolomeos ile ilişkileri berbat ve ötesiydi. Bartolomeos bir ara patrikhanenin Yunanistan kilisesi ile ilişkisini bile kesti. Dini açıdan, bir dini lidere verilebilecek en ağır cezalardan biriydi bu.AB emri ile yeni kimlik kartlarında din unsurunun yazılmaması gündeme geldiğinde, dönemin sosyalist Pasok hükümetine karşı açık savaş ilan etmekten ve protesto eylemi için 1 milyon insanı sokağa dökmekten çekinmedi Hristodulos.Yunanistan laik bir ülke değil. Din ve devlet işleri iç içe. Başbakan, bakanlar din adamlarının huzurunda yemin verir. Milletvekileri de öyle. Mahkeme salonlarında Hazreti İsa’nın, Meryem Ana’nın tabloları vardır. Tanıdık bir din adamı, bir devlet dairesinde bir işin halledilmesi için iyi bir “torpil”dir. Kilise ülkenin en zengin müesseselerinden biridir. Hristodulos da siyasete sık sık karışarak bir anlamda “yetkilerini” kullanıyordu.Hiçbir zaman kanım ısınmadı bu adama. Demagog, medya cambazı gözüyle baktım hep. Ancak, Sezar’ın hakkını James’e verecek değilim. Gençliği kiliseye yaklaştırmayı başardı. Genç insanları ikna etti. “İsterseniz blucin, isterseniz mini etek giyin. İsterseniz küpe bile takın ama kiliseye gelin” diyerek, okullara gidip öğrencilere güncel fıkralar anlatarak, öğrenci dergilerinde evlilik öncesi cinsel ilişki, hatta mastürbasyon ile ilgili sorulara cevap vererek, bir grup din adamının rock müziği icra eden bir orkestrası kurmalarını destekleyerek…İhtiyarlara da yaklaştı. Aşevleri, huzurevleri açarak, maddi yardımda bulunarak…Yunanlılar çoğunlukla başpiskoposlarını çok sevdiler, kendilerine çok yakın buldular. Onbinlerce insan son yolculuğundan önce Atina Metropol Kilisesi’nde kendisine veda etmek için soğuğa aldırmadan saatlerce kuyrukta bekledi.Hristodulos sonrası, 7 Şubat’ta seçilecek yeni başpiskoposun işi hayli güç. RAP… RAP…——————–Arşiv’den KİTAP ÖZETİKitabın adı: Fener – Rum Patrikhanesi’nin Ekümeniklik İddiası ve Heybeliada Ruhban Okulu Meselesi Prof. Dr. Sibel ÖzelIQ Kültür Sanat Yayıncılık1. baskı, Eylül 2011232 sayfa16 TL(…)Arka kapak tanıtım yazısı:19. yüzyılda İstanbul Patrikhanesi, Yunanistan, Sırbistan, Romanya ve Bulgaristan kiliseleri üzerindeki kontrolünü kendi iradesi dışında kaybetmiştir. Balkan savaşlarından sonra Osmanlı ülkesinde yaşayan Rumların çoğu kültürel lider olarak İstanbul’u değil, Atina’yı görmektedir. Yunanistan’a kalan toprak parçası Balkan savaşlarının sonunda Patrikhanenin ruhani yetkisi içinde kalsa da Patrik fiiliyatta sadece İstanbul ve Anadolu’daki Ortodokslar üzerinde etkili olmuştur. Dolayısıyla “Patrikhane ekümeniklik fırsatını kaçırmış ancak Rum kilisesi olarak kalmıştır.””Fener Rum patrikhanesi ekümeniklik iddiasıyla bütün Ortodoksluğun merkezi olarak kabul edildiğinde patriğin ve metropolitlerin TC vatandaşı olma zorunluluğunun kaldırılması söz konusu olacaktır. Bu talep hem 1862 Rum Nizamatına hem de Türk Anayasa ve kanunlarına aykırıdır. Egemen bir devlette azınlık statüsünde bulunan bir kilisenin, bütün dünya Ortodokslarının lideri sıfatıyla hareket etmesi ve hukuk düzenini buna göre şekillendirerek ekstra territorial status talebi ne ulusal ne de uluslararası hukuka uygundur.””Azınlıkların din özgürlüğünün ve din adamı yetiştirme özgürlüğünün engellendiği savıyla konuyu gündemde tutan ve yabancı devlet adamlarından yardım isteyen Patrikhane Heybeliada ve Ruhban Okulu’nu kendisine bağlı uluslar arası teoloji okulu olarak açmak istemektedir. Dolayısıyla talep edilen statü azınlık okulu değil, yabancıların Patrikhanenin bünyesinde teoloji eğitimi aldığı uluslararası üniversitedir. Ancak bu üniversitenin YÖK’e bağlı olmaması istenmektedir. Türkiye’de bırakın Ortodoks azınlığı çoğunluğa dahi tanınmayan bu imtiyaz Patrikhanenin ekümeniklik iddiasının belkemiğini oluşturmaktadır.”(…)Sayfa 17:Fener – Rum patrikhanesi “Bir Türk kurumu” olmasına rağmen, resmi, internet sitesini (www.patriarchate.org veya www.ec.patr.org) Türkçe olarak hazırlamamıştır. Sitede Yunanca, İngilizce ve İspanyolca dil seçenekleri vardır ancak Türkçe yoktur. Diğer tüm patrikhaneler bulundukları ülkenin resmi dilinde web sayfası hazırladığı halde, Fener – Rum Patrikhanesi Türkçe internet sitesi düzenlememekte, bu sitede İstanbul’un adı Constantinople olarak geçmekte ve ekümenik patrikhane sıfatı kullanılmaktadır.(…)Sayfa 23:Tarihi gerçekler açıkça göstermektedir ki, İstanbul kilisesi bir havari tarafından kurulmadığı için apostolik (Hz İsa’nın havarileri tarafından kurulan kilise) değildir. İlginçtir ki, Ankara, Selanik, Efes, Antakya’nın Hıristiyanlık açısından mukaddes olma özellikleri vardır ancak İstanbul’un böyle bir özelliği yoktur.(…)Sayfa 72:İmparatorluk sınırları dışında kalan kiliseler üzerinde de hiçbir yetkisi bulunmamaktadır. Özellikle Moskova kilisesinin durumu bu açından ilginçtir. Moskova Patrikhanesi, İstanbul’un ekümenikliğini kabul etmemektedir. Buna karşılık emperyal düşünceli İstanbul patrikleri bile Moskova Kilisesi’ni kontrol etmeyi hayal dahi etmemişlerdir.(…)Sayfa 77:Atatürk’ün Büyük Nutuk’unun başlangıcı da Patrikhane’nin tutumunu açıkça ortaya koymaktadır. (Nutuk 1, 1927, İstanbul 2006, sf 23 – 24)(…)Sayfa 84:22 Ocak 1923’de Bursa’da, Şark Sineması’nda halka yaptığı konuşmada Atatürk, “Patrikhane’nin siyasi meselelerle iştigal etmemek üzere İstanbul’da kalabileceğini, bu şart hilafında hareketi görüldüğü takdirde, derhal sınır haricine çıkarabileceğini” söylemiştir. Atatürk, 4 Mayıs 1924’de New York Herald muhabirine verdiği demeçte de, “Hilafetle beraber Türkiye’de mevcut olan Ortodoks ve Ermeni kiliseler patrikhaneleri ile Musevi hahamhanelerinin ortadan kalkması lazımdır” demiştir. Dolayısıyla Türk Hükümeti Patrikhane’nin ihracı için uğraş vermiş ancak Hıristiyan ittifakı ile karşılaşmış ve bu isteğini gerçekleştirememiştir.(…)Sayfa 99:ABD tek süper güç olarak Rusya’nın yeniden yapılanması ve güçlenmesini engelleyecek projeler geliştirmiştir. Bu amaçla ezici Rus – Ortodoks nüfusu temsil eden Moskova Patrikhanesi’ne karşı İstanbul Patrikhanesi’nin güçlendirilmesini hedeflemiştir. Dolayısıyla Lozan müzakerelerinde salt dini bir kurum olarak kabul edilen Fener patrikhanesi soğuk savaş sonrası ABD – Rusya çekişmesinde siyasal bir rol üstlenmekte ve ekümeniklik iddiası bu siyasanın gerçekleşme unsuru olarak Türkiye’ye dağıtılmaktadır. Siyasetin dini kullanması, dini inanç ve özgürlüklerin ardına sığınması bir kez daha sahneye konulmaktadır.Patrik göreve başladığı ilk 3,5 yılda Yunan Olimpia Havayollarına ait ve üzerinde “Çift başlı Bizans bayrağı” bulunan uçakla 23 ülkeyi ziyaret etmiştir.(…)Sayfa 100:Başkan Bill Clinton onu “dünyadaki tüm Hıristiyan Ortodoksların lideri” olarak tanıtmıştır. Böylelikle Patrik, ABD’ye yakın çevrelerde ve hatta Türkiye içinde beklenmedik müttefikler bulunmuştur. 4 Nisan 1996’da Fetullah Gülen’in Patrik Bartholomeos ile görüşmesinin ardından Zaman gazetesi, Aksiyon dergisi ve daha önceki yayın politikalarından farklı bir yol izlemeye başlamışlardır.(…)Sayfa 110:Ortodoks inancında papa’nın yanılmazlığı ve onu “İsa’nın vekili” olduğu inancı yoktur. Katolik kilisesinin aksine Ortodoksluk dünya üzerinde etkisi olan bir din, bir kilise değildir. Ortodoks kilisesi birbirinden bağımsız, kendi kutsal meclisleri tarafından yönetilen milli kiliselerden oluşmakta ve bütün Ortodoksları bünyesinde toplayan bir merkezden yoksun bulunmaktadır. Her ne kadar Fener Patrikhanesi merkezi rol oynamaya gayret etse de Moskova Patrikhanesi de aynı amaçla hareket etmektedir. Bu itibarla Fener – Rum Patrikhanesi’nin papalık gibi uluslararası kişilik kazanması, böyle bir tarihi geçmiş ve dini inanca sahip olmaması nedeniyle mümkün değildir.(…)Sayfa 200:Başbakan Adnan Menderes’in bir talimatıyla Heybeli Ruhban Okulu’na gelecek yabancı öğrencilere istisnasız vize verilmiştir. Böylelikle okuldaki yabancı öğrenci sayısı TC vatandaşı öğrenci sayısını aşmıştır.(…)Sayfa 220:WikiLeaks arşivlerine göre Bartholomeos “Patrikhane eğer İstanbul’dan giderse Rus Kilisesi Ortodoks dünyanın liderliğini üstlenecek. Patrikhane’nin hem Ankara tarafından küçük düşürülmesine hem de Ruslar’ın ihtiraslarına karşı korunması gerekir” demiştir. (Hürriyet, 25 Mayıs 2011)(…)Sayfa 224:TC Devleti, laik bir hukuk devleti olarak dış odaklardan gelen siyasi baskılar ne olursa olsun meseleyi hukuki zemin içinde değerlendirmeli ve sessiz kalmaktan vazgeçmelidir.(…)Bu meseleyi siyasi bir mesele olarak görmek ve “Bize kaba 24 saat içinde açarız” ya da “Açmayı düşünüyoruz” diyerek oyalama siyaseti gütmek, Türkiye’yi tarih önünde zora sokacaktır.15 Eylül 2018