YuvarlakDünya

Yuvarlak Dünya, ne kadar yuvarlak birde bizim açımızdan bakın

Genel

Nigel de Jong’un Fatih Hoca’yla bir şansı olabilir miydi?

Nigel de Jong İstanbul’a gelmiş, geldiği gibi de soluğu Fatih Hoca’nın yanında almış. Sadece 2-3 gün birlikte çalışabildiler ama Fatih Hoca’nın tutumu bunda etken. Nigel de Jong’un Mainz’e transfer durumu olmasa onu kampa da götürecekti. Hatta Donk’un durumuna baktıktan sonra da takımda kalması dahi ihtimal dahilinde olabilirdi. O aralar gözden çıkardığımız her futbolcu için umutsuzduk ama olmamak gerektiğini sezonun 2. yarısında gördük. Nigel de Jong’un de iyi bir Galatasaray kariyeri olmadı, hatta hayal kırıklıklarından biri. İsim anlamında büyük, fizik / kalite noktasında ise gerilemiş bir futbolcuydu. Yaşı 33 ve pek toparlayacak gibi de değildi. Tudor’un onu kadroda düşünmemesi doğal, bu karara bir şey diyemem. Fatih Hoca’nın dokunuşu fazlasıyla özel, farkı da buradan geliyor ve Tudor’la kıyaslanmaması gerekiyor. Nigel de Jong için de olmazdı diyemiyorum, en kötü ihtimalle kampta görürdük ve en azından denemiştik derdik. Mainz’e transferi güzel zamanda geldi, bir anlamda hızır gibi yetiştiler. Jose Rodriguez’i de oraya güzel bir rakam karşılığında yolladık, Nigel de Jong’un da en azından 6 aylık ücretini ödememiş olduk. Mainz kariyeri ise fena geçmedi, takımını ligde tutan futbolculardan biri oldu. Nigel de Jong’u bitti gözüyle görüyordum, bitmediğini kanıtladı. Biraz karışık yazsam da demek istediğimi umarım anladınız. Ayrılığı güzel zamanda geldi, takımda kalmış olsaydı da belki bir şansı olabilirdi. Bitmediğini gösterdi en azından, işin özü bu..